Genel

Merhaba İçimdeki Çocuk!

Merhaba İçimdeki Çocuk!

Hayatımızın bazı anlarında geçmişten tanıdık gelen, hissetmeye bir hayli alışık olduğumuz duygular
olduğunu fark ettiniz mi?
Yaşanan yepyeni ve bambaşkadır ama hissettiğimiz duygu sanki evimiz kadar yakındır bize. Onlarca
mekan da ziyaret etsek dönüp dolaşıp eve geliriz. Tıpkı bu deneyim gibi duyguları da deneyimler ve
başka bir duyguya geçeriz . Biliriz ki her nasılsa bu duygu ya da duygular bizim için ev gibidir. Evin
hepimiz için tanımı farklı olabilmekle birlikte ortak betimlenebilecek tanımlardan birisi ‘tanıdık’ olmasıdır.
Tanıdık oluşu, tanıdık hissettirişi…
Bazen eve giderken fark etmeden eve varırız, defalarca geçtiğimiz yollar artık zihnimiz başka şeylerle
meşgulken bizi eve götürürler.
Gündelik hayatta bir olay yaşarız konu, kişiler, olay başkadır ama kendimizi bir anda deneyimlemeye
alışık olduğumuz o duygunun, evin içinde buluruz.
Çoğu zaman bu duygu içimizdeki küçük çocuğun adalet arayışına, ihtiyacına hizmet eder niteliktedir. Bu
duygu bizi içimizde dengede ve huzurlu tutmak isteyen ve bizi uyaran bir ikaz ışığıdır.
Ama çoğu zaman sorun ikaz ışığı gibi davranarak ışığı döndürmeye çalışırken buluruz kendimizi. Halbuki
ikaz ışığı yani ‘duygu’ bize yolunda olmayan bir şeyleri işaret etmektedir.
Birisi eleştirdiğinde, aslında haksız olsa bile hemen özür dileyen ve “Haklısın, ben yanlış yaptım.” diyen
bir tarafımız aktif olabilir. Böylece reddedilmekten kaçınmak isteriz.
Kendimizi yalnız hissettiğimizde bu duyguyu bastırmak için saatlerce dizi izleyen veya işe gömülen bir
tarafımız aktif olabilir.
Kendimizi değersiz hissetmemek için sürekli “en iyi” olmaya çalışan ; hata yaptığımızda da bunu kimseye
belli etmeyen bir tarafımız da olabilir.
Bunların her biri o an yaşadığımız duyguyla geçmişte baş etmeyi öğrendiğimiz işlevsel olmayan
yöntemler olarak karşımıza çıkar.
Yani içimizdeki küçük çocuğun eksik kalan ihtiyaçlarını kısıtlı kaynakla, kısıtlı deneyimle temin etmeyi
öğrenmesinin bir sonucu.
Bir bakmışız bu tanıdık duygunun ve alışılmış davranış örüntüsünün içinde buluruz kedimizi. Bu çoğu
zaman pek de hoşnut olmadığımız ve değiştirmek istediğimiz taraflarımız olarak karşımıza çıkar.
Peki bu tanıdık duygular, zaman içerisinde bizi istediğimiz sonuca götürmeyen davranış örüntüleri için ne
yapabiliriz?
Her şeyden önce bu yönlerimizi fark etmek ve kabul etmek işin çok büyük kısmıdır.
Bu duygunun ve sonrasında otomatik olarak gerçekleştirilen davranış örüntüsünün bir zamanlar bir
yerlerde işimize yaradığını anlamak ve kısıtlı kaynakla hayatta kalacak bir yol bulmuş olan içimizdeki
küçük çocuğu tebrik etmemiz işimizi oldukça kolaylaştırır.
İçimizdeki eleştirel, cezalandırıcı ve talepkar seslerin bizi ele geçirmemesi için, sağlıklı yetişkin yanımızla
iletişimde kalarak içimizdeki küçük çocuğun ihtiyacını karşılamayı deneyebiliriz.
Çok sıklıkla hissettiğimiz duygu geçmişte bir yerlerde deneyimlediğimiz bir yada bir kaç önemli olayın ya
da sıklıkla deneyimlenen olaylarla ilişkilidir.
Oradaki küçük ben’in ihtiyacı neydi? Bugün onun yanında olsam yetişkin halimle onun ihtiyacını
karşılamasına nasıl yardımcı olurum ? sorularını sormak ve küçük yanınıza ve yetişkin halimize iyi
gelecek davranışlar içerisinde olmak oradaki duygu yükünün hafiflemesine ve daha sağlıklı ve dengeli
davranışlar içinde bulunmanıza yardımcı olabilir.
İlk denemede büyük sonuçlar almayı hedeflememek,
Küçük yanımızla birlikte yetişkin yanımızın, dinlenme, görülme, sevilme ihtiyaçlarını temin edebileceği
sağlıklı yollar keşfetmek ve bu yolları denemek destekleyen bir yerde olacaktır.